Yanılgılar Üzerine

Görme yetisini insanın yanılgı yetisi olarak da adlandırabiliriz.
Çünkü görülen şey görüldüğü gibi olmayabilir.

Elimizde bir baltanın olduğunu ve baltayı suya sadece sapının görüleceği bir şekilde soktuğumuzu düşünürsek baltanın ucu yani baltanın kendisi suyun içinde kalmış olur.

Bu durumda baltayı gören kişi onun balta değil de şekil verilmiş bir odun parçası olduğunu görür.

Ancak gördüğü şekil verilmiş bir odun değil baltadır.
Burada görülen veya algılananın görüldüğü veya algılandığı gibi olmadığı ortaya bariz bir biçimde çıkmaktadır.

Farklı bir örnek daha inceleyelim.

Uzaktan gelen bir cismi net olarak göremediğimizden gelen cismin ne olduğunu anlamayız.

Gördüğümüz veya algıladığımız en yakın arkadaşımız, ailemizden biri olsa dahi onu tanımlayamayız hatta tanımayız.

Uzaktaki cismi göremememiz onun orada olduğu gerçeğini de değiştirmez.
Net olarak görmememize tanımlayamamıza yol açar.

Algılayamayışın getirdiği yanılgı da görme yetisinin görülen değil görülebilen kadar olduğunu göstermektedir.

Netice itibariyle bir de görülemeyen veya görülmeyen de konu dahilindedir.

Görme yetisinin hiç olmadığı bireyde ki görme yetisi algılamaya evrilmiş hatta duyumsamaya indirgenmiştir.

Görülemeyen görüngü de, görülen gerçeklik mi? yerine, algılanan veya duyumsanan gerçek mi? kuramı gelmiştir.

Görülüp görünemeyen görüngüde yanılgı, görülemeyen görüngüde algılanım söz konusudur.

Ancak aralarındaki uç nokta görülen görüngüde algılayış doğruluğa veya yanılgıya götürürken görülemeyen görüngüde algı tamamen salt anlamdadır.

Yani görünen doğru sezimlenebilirken görülemeyen sadece algıdır.
İster doğru isterse yanlış olsun görülemeyen sadece algıdan ibarettir.
Görülen de doğru veya yanlış algılanır ancak algıdan fazlası yani tutarlılık da işin içinde yer alır.

Diğer yandan görülen algılanımın yanlışları görülemeyen algının doğrulukları olabilir.

Görülen algılanımda üzeri çizili bir kağıdın arkası çevrildiğinde ön yüzündeki çizgiler görülmez yani otomatik olarak görülen algıda kağıt sıradandır.

Yine görülemeyen algılanımda da durum aynıdır yani algılanan obje sıradan bir kağıttır.

Ancak kağıdın bir özelliğinin olması yani kağıdın çizili olması görülen alıgının yanlışlığını gösterirken görülemeyen algınınsa görülenle ortaklaşa doğruluğunu gösterir.

Bu örneklendirmeyi ele alırsak bunun gibi bazı durumlarda görülen algıda ki yanlışlık görülemeyen algıda doğruluğu niteleyebilir cümlesini kurabiliriz.

Görme yetisinin farklılıkları olsada görülen veya görülemeyende ki algılanışın temeli yine görüngüye dayanmaktadır.
Algılama da bir görüngü yani bir sezidir.

Görme veya görmeme yetileri için de aynı şey geçerlidir.
Sezgisel olarak görme görülemeyen görüngüde ağırlıklı olarak rol oynasa da ilk örnekte olduğu gibi görülen görüngüde de önemli bir yeri vardır.

Diğer bir yandan görülen veya görülemeyen görüngü toplulukların fikirleriyle değişebilir.

İnsan doğası gereği tek olarak yaşayamaz ve bu doğrultuda çoğula yönelir.
Bu çoğula yönelimlik tekliğin aldığı kararlara da yansır.


Çoğulun doğrusu tekliğin doğrularını bastırır ve çoğulluğu tercih eden birey tekliğin fikirlerini umursamaz hale gelir.

Çoğunluk ne derse birey kendini o fikre uygun görür ve kendini o fikirle bağdaştırır.

Tekillikten çoğunluğa evrim aslında doğru ve yanlışı ayırdetmeyi de zorlaştırır. Hatta zorlaştırmayla yetinmeyip zorunlaştırır.

Öyle ki suyun içinde yarısı görülen baltaya çoğunluk sopa diyeceği için tekillik olarak biri bunun acabasını yani suyun altındaki kısmının ne olduğunu düşünse dahi çoğunluğu dinlemesi onun doğruyu yaptığını göstermez.

Kendi acabasından yani tekilliğinden gidip suyun altındaki kısmı düşünseydi en azından mukayese yetisine sahip olup çoğunluğun getirdiği yanılgıya kapılmazdı.

Önemli olan çoğunluğun gördüğü görüngü değil, doğru olan görüngünün görülmesidir.

Dipnot: Metnin temel amacı görülen herşey görüldüğü gibi midir? ve çoğunluk fikri her zaman doğruyu niteleyebilir mi ?

Burada insanların kendi doğrularını söylemeleri, fikirlerini beyan etmeleri gerekiğini belirtmek istedim.

Yoksa örnekte olduğu gibi çoğunluk sadece suyun üst tabakasındaki görülen şekil verilmiş odun parçasıyla algısını sınırlandıracak bu da doğruyu bulmamızı engelleyecektir.

İnsanların doğruları veya yanlışları kesin doğrular veya kesin yanlışlar değildir.

Her zaman bir açıklık veya yanlgı payı bulundururlar kaldı ki benim fikirlerimde dahi yanlışlıklar elbetteki vardır.

Aynı şekilde benim söylediklerimi de düşünmeniz doğru veya yanlışları ayıklamanız gerekir.

Bu konuya ek bir örnekte verilebilir.
Görülen olay veya olgu doğru mu? fikrini ön yargıyla da özdeşleştirebilirsiniz.

Konuyu fazla açmamamın sebebiyse metni kendi düşüncelerinizde evriltebilmenizdir.

Daha fazla suyu bulandırmadan aradan çekileyim.